Karl Marx’ın (1818-1883) bir türlü derdest edilemeyen bir yanı var. Bu sözünü ettiğim yanını, adeta ölümsüzleşen ya da öldükçe dirilen birine benzetebiliriz. Örneğin Önder Kulak Türkçe’de yayımlanmamış ve çoğu Marksist için bile kıyıda köşede kaldığı için gözardı edilen ama Marx’ın düşüncesinin anlaşılması için önemli ipuçları ve tutamaklar oluşturan bazı metinlerden hareketle bir derleme yapmış. Derlemeyi hem genç Marx’a hem de metinlerin gençliğine işaret etmek için Genç Düşünceler (1838-1845) başlığında toplamış. Neden böyle bir şey yaptığının gerekçesini ise hem Kansu Yıldırım hem de Kulak farklı gerekçelerle ortaya koymuş. Yıldırım’a göre “çağdaş kapitalizmin dinamiklerini seren, modern zamanları anlamaya çalışırken işimize yarayan kavram setlerini bize sunan Marx’ın görüşleri, Hobbes’un mantar insanı misali yerden bitmemiştir.” Yıldırım’ın ifadesinde dikkat çekici olan “çağdaş kapitalizmin dinamiklerini” ve “modern zamanların… kavram setlerini” ortaya seren kişi olarak Marx’ın referans niteliğini koruduğu gerçeği. Kulak bu gerçeği daha öznel ve içsel bir şekilde yaratıcılık ile ilişkilendiriyor ve Marx’ın metinleri hakkındaki bitmeyen yararlı tartışmaları şuna bağlıyor: “Öyle ki, Marx’ın düşüncesinin sık sık uçsuz bucaksız bir derya olarak nitelenmesi, metinlerin sayısına değil derinliğine, kapsayıcılığına ve canlılığına bağlıdır. Bu durum Marx’ın metinlerindeki hermeneutik didişmelerle kendini öne çıkarır” (11). Dolayısıyla Marx’ın düşüncelerini genç kılan şeyler üç aşağı beş yukarı onun neden derdest edilmesinin kolay olmayacağını da tespit etmiş oluyor. Ayrıca, eğer Marx’ın bu dirilişi yinelenmeye devam edecekse, Kulak çok isabetli bir isim koymuş derlemeye: Genç Düşünceler (1838-1845).

Derleme üç ana başlık altında sınıflandırılmış makalelerden oluşuyor. Birinci bölümde “Felsefe Tartışmaları” var. Birinci bölüm yazıları çoğunlukla Marx’ın hukuk lisansı ve felsefe lisansüstü eğitimi esnasında, daha sonraları ise akademi dışındayken bulunduğu ortamlarda (genç Hegelciler, bazı gazete ve dergi çevreleri) tartışılan felsefi temalara ilişkin notlarını, metinlerini, makalelerini içeriyor. İkinci bölüm “toplum, hukuk ve siyaset” tartışmalarıyla ilgiliyken üçüncü bölüm “basın özgürlüğü ve sansür” tartışmalarına odaklanıyor. Dolayısıyla metinlerin bir kısmı Marx’ın not defterlerinde kalmış yazılardan, ki bunlar Marx Engels Collected Works’un ilk ciltlerinde bulunuyor, bir kısmı da Rheinische Zeitung gibi dönemin gazetelerinde yayımlanmış makalelerden derlenmiş.

Kulak, derlemeye fevkalede önemli bir “Giriş” yazı kaleme almış. Bu derlemenin neleri içerdiği ve neden söz konusu metinleri Türkçe’ye kazandırdıklarını açıklamakla yetinmemiş, Marx ve Engels literatüründeki çağdaş gelişmelerin hangi boyutlarda gelişim gösterdiğini de açıklamış. Marksologların yeniden edite ettikleri, bir Marx Engels Collected Works’un haberini vermiş, bu yeni edisyonda dikkate alınacak çalışmaların neler olacağını da ifade etmiş. Kulak’ın “Giriş” yazısı aynı zamanda derleme yer alan metinlerin Marx’ın daha bilindik eserleri ile nasıl ilişki içine sokulacağını da özetlemiş. Bu yüzden Marx okumaları yapanların Kulak’ın “Giriş” yazısını okumasını önerebilirim. Derlemede güncel tartışmalarla ilişkili olduğunu düşündüğüm kimi makalelerin de özellikle okunmasını önermek isterim. Bunlar daha çok hak, hukuk ve mülkiyet gibi normatif ve positif önermelerle bezeli düşünsel kategorilerin Marx tarafından tarihsel olarak nasıl çözümlendiğini göstermesi açısından önemli. “Tarihselci Hukuk Okulu’nun Felsefi Manifestosu”, “James Mill Üzerine Notlar”, “Odun Hırsızlığı Üzerine Tartışmalar”, “Prusya Mülkler Komisyonu”. Bu makaleler temel olarak yeni toprak rejiminin ve özel mülkiyet haklarının düzenlenmesi sorunsalının 19. yüzyılın ilk yarısında Prusya özelinde nasıl gelişim gösterdiğini ortaya koymaktadır. Söz konusu gelişmeleri takip edenler kolayca fark edecektir ki, Prusya’dan 21. yüzyılın Türkiyesine sıçrayan adeta günümüzde yeniden hortlayan yeni özel mülkiyet rejimi aslında tam anlamıyla primitif kökleri ile aynı kulvarda ilerlemeyi sürdürüyor. İsteyen sağlama yapmak amacıyla Marx’ın yukarıda söz konusu ettiğimiz makaleleri ile son yıllarda Türkiye’de ardı ardına çıkarılan yasaları; su havzalarının, köy meralarının, vasfını yitirmiş orman arazilerinin, HES, RES, GES ile ilgili düzenlemeleri karşılaştırabilir. Elbette hazır karşılaştırma yapıyorken Marx’ın “basın özgürlüğü” hakkında yazdıkları ile, ki bu Prusya’nın düzenlemeler yaptığı dönemde ortaya koyduğu bir başka baskı ve hegemonya performansıdır, günümüz Türkiye’sinde yaşanılan “basın özğürlüğü” tartışmasını da karşılaştırmak, Marx’ın neden genç düşüncelere sahip bir düşünür olduğunu anlamaya yarayabilir.

Kulak derlemeyi “kolektif bir proje”nin somutlanmış bir hali olarak ifade ediyor. Bunda da pek haksız sayılmaz: A.Gelmez, C.Sabancı, E.Aykut, E.Akdoğan, F.Ünsalan, K.Yıldırım, M.Zorlu, Ö.Kulak, S.C.Birdal, S.Özer, T.G.Esgün, V.S.Öğütle bu derlemenin çevirmenleri. Kulak’ı ve Notabene Yayınları’nı “kolektif bir proje”nin sorumluluğunu alarak hem genç Marx’la hem de genç düşüncelerle Türkçe okurunu buluşturduğu için tebrik etmek gerek. Genç Düşünceler (1838-1845) kitabı Marx ve Marksizm araştırmacılarını bekliyor. İyi okumalar.

 

 

Karl Marx, Genç Düşünceler (1838-1845), (der.) Önder Kulak, Ankara: Notabene, 2013, 288 sayfa.

Yorum Yap